Bazen akıllı telefonda daha az vakit geçirmek isteriz; ancak iletişimden ve temel hizmetlerden tamamen vazgeçmek de kolay değildir. Bu noktada, özellikle Android tabanlı tuşlu telefonlar, sadeliği modern ihtiyaçların asgari bir kısmıyla birleştirerek dengeleyici bir alternatif sunuyor.
Tuşlu telefonlar, akıllı telefonlara kıyasla tek şarjla çok daha uzun süre çalışır. Büyük ve parlak ekranların, yüksek kaynak tüketen uygulamaların ve saatlerce video izleme alışkanlığının olmaması sayesinde enerji tüketimi düşüktür. Daha küçük bataryalara sahip olsalar bile bu cihazlar çoğu zaman birkaç gün hatta bir hafta şarj gerektirmeden kullanılabilir; bu da priz bağımlılığını belirgin biçimde azaltır.
Bir diğer önemli avantaj kompakt yapı ve kullanım kolaylığıdır. Büyük ve ağır akıllı telefonların aksine, tuşlu telefonlar cebe rahatça sığar, elde daha konforlu durur ve hareket hâlindeyken kullanımı daha pratiktir. Yürüyüşe, koşuya çıkarken ya da büyük bir cihaz taşımak istemediğiniz durumlarda tercih edilmeleri bu yüzden şaşırtıcı değildir.
Ayrıca bu cihazlar daha az dijital iz bırakır. Basit modellerin çoğu, kullanıcı davranışlarını yoğun biçimde takip eden popüler uygulamaları desteklemez. Bu sayede cihaz; konum, alışkanlıklar ve satın alma davranışları hakkında çok daha az veri toplar. Mesajlaşma uygulamalarını destekleyen Android’li tuşlu telefonlar bile genellikle sınırlı işlevselliğe sahiptir; bu da kullanıcı hakkında biriken veri miktarını azaltır.
Kısacası tuşlu telefonların yeniden ilgi görmesi, teknolojiden tamamen kopmadan daha sade, daha uzun pil ömrü sunan ve daha az dikkat dağıtan bir deneyim arayan kullanıcıların sayısının artmasıyla yakından ilişkilidir.
