Diyafram, göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran kubbe biçiminde geniş bir kastır. Solunumun en önemli kası olarak kabul edilir; kasılıp gevşeyerek akciğerlerin havayla dolup boşalmasını sağlar. Bu yapının bütünlüğünde ya da çalışmasında ortaya çıkan sorunlar, doğrudan nefes almayı etkileyebilir.
Diyafram bölgesinden kaynaklanan şikayetler bazen sindirim sistemiyle karıştırılabilir. Yemek sonrası artan göğüs rahatsızlığı, yatınca belirginleşen nefes darlığı ya da tekrarlayan akciğer enfeksiyonları bu bölgeye yönelik incelemeyi gerektirebilir. Uzun süre kalp veya mide kaynaklı sanılan şikayetlerin altından diyafram sorunlarının çıkması ender değildir.
Aşağıda, diyafram kaynaklı başlıca sorunlar ile göğüs boşluğunda lenf sıvısı birikimine yol açan tablonun nasıl değerlendirildiği ve hangi cerrahi yaklaşımların gündeme geldiği ele alınmaktadır.
Diyaframda Açıklık Oluştuğunda Ne Olur?
Diyaframda doğuştan gelen ya da travma sonrası oluşan bir açıklık, karın içi organların göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesine neden olabilir. Bu durumda akciğerin genişleyebileceği alan daralır ve solunum güçlüğü ortaya çıkar.
Yeni doğan döneminde saptanan olgular acil değerlendirme gerektirebilirken, erişkinlerde bulgular daha sinsi seyredebilir. Göğüs filmi ve tomografi, açıklığın yerini ve içinden geçen yapıları göstermede yardımcıdır. Bazı olgular ise başka bir nedenle çekilen görüntülemede tesadüfen fark edilir. Yer değiştiren bağırsak segmentinin sıkışması, ani başlayan şiddetli ağrı ve kusmayla kendini gösterebilen acil bir tablodur.
Diyafram Açıklığı Nasıl Onarılır?
Belirti veren ya da organ sıkışması riski taşıyan açıklıklarda cerrahi onarım gündeme gelir. İşlemde göğüs boşluğuna geçmiş yapılar karın boşluğundaki normal konumlarına yerleştirilir ve diyaframdaki açıklık kapatılır.
Açıklığın boyutuna göre planlanan Diyafram Fıtığı Ameliyatı sırasında doku doğrudan dikilebileceği gibi, geniş açıklıklarda destek materyali de kullanılabilir. Girişimin göğüs boşluğundan mı yoksa karından mı yapılacağı, açıklığın konumu ve hastanın durumu göz önünde bulundurularak belirlenir. Yer değiştiren organların uzun süredir göğüs boşluğunda kalmış olması, akciğerin yeniden genişlemesinin zaman almasına yol açabilir.
Diyaframın Hareketsiz Kalması Hangi Şikayetlere Yol Açar?
Diyaframı uyaran sinirin zedelenmesi durumunda kas kasılma yeteneğini yitirir ve yukarı doğru yükselir. Bu durum akciğerin o taraftaki genişlemesini kısıtlar. Kişi özellikle sırtüstü yattığında ya da efor sırasında nefes darlığı hissedebilir. Sinir zedelenmesi kalp ve göğüs ameliyatları sonrasında, boyun bölgesindeki kitlelere bağlı olarak ya da nedeni belirlenemeden ortaya çıkabilir.
Şikayetlerin belirgin olduğu ve düzelme beklenmeyen olgularda uygulanan Diyafram Felci Plikasyon Ameliyatı ile gevşemiş kas dokusu katlanarak gerginleştirilir ve aşağı konuma sabitlenir. Böylece akciğere daha geniş bir genişleme alanı bırakılması hedeflenir. Karar öncesinde sinir hasarının kalıcı olup olmadığı bir süre izlenir; solunum fonksiyon testleri ve diyafram hareketini gösteren görüntülemeler bu izlemde kullanılır.
Göğüs Boşluğunda Süt Görünümlü Sıvı Neyi Gösterir?
Sindirim sisteminden emilen yağları taşıyan lenf kanalının zedelenmesi, göğüs boşluğuna süt görünümlü sıvı sızmasına yol açabilir. Bu durum genellikle göğüs bölgesine yönelik ameliyatlardan sonra ya da travma ardından ortaya çıkar; bazı hastalıklara bağlı olarak da gelişebilir.
Biriken sıvı hem solunumu zorlaştırır hem de vücuttan protein, yağ ve bağışıklık hücrelerinin kaybına neden olur. Bu nedenle tablo yalnızca solunumla sınırlı kalmayıp beslenme durumunu da etkileyebilir. Uzayan kayıplarda enfeksiyonlara yatkınlık artabilir. Tanı, boşaltılan sıvının laboratuvar incelemesiyle desteklenir; sıvıdaki yağ bileşenlerinin ölçümü ayırt edici bilgi sunar.
Lenf Sıvısı Kaçağında Tedavi Nasıl Planlanır?
İlk aşamada beslenme düzenlemeleri, sıvının drenle boşaltılması ve kayıpların yerine konması gibi cerrahi dışı yaklaşımlar denenir. Yağ içeriği azaltılmış özel beslenme programları kaçak miktarını azaltmaya yardımcı olabilir. Bazı hastalarda ağızdan beslenme geçici olarak durdurulup damar yoluyla destek verilmesi tercih edilir.
Bu önlemlere rağmen kaçak sürerse ya da kayıp miktarı yüksekse Şilotoraks Cerrahisi gündeme gelir. Girişimde sızıntının kaynaklandığı kanalın bağlanması ve gerektiğinde zar boşluğunun kapatılmasına yönelik ek işlemler uygulanabilir. Zamanlama, hastanın beslenme durumu ve kaçağın seyrine göre belirlenir.
Hangi Durumlarda Gecikmeden Başvurulmalıdır?
Giderek artan nefes darlığı, yatarken belirginleşen soluk alma güçlüğü, göğüste basınç hissi veya ateşle birlikte öksürük ortaya çıktığında değerlendirme ertelenmemelidir. Bu bulgular sıvının yeniden birikmesini ya da enfeksiyon gelişimini gösterebilir.
Diyafram onarımı geçirenlerde ani başlayan şiddetli karın veya göğüs ağrısı, kusma ve gaz çıkaramama gibi bulgular da acil değerlendirme gerektirir. Yara yerinde kızarıklık, akıntı ve şişlik durumunda da kontrol randevusu beklenmemelidir.
Bu Ameliyatlardan Sonra Nelere Dikkat Edilir?
Ameliyat sonrasında solunum egzersizleri, ağrı kontrolü ve erken hareket üç temel başlığı oluşturur. Diyafram bölgesine yönelik girişimlerden sonra bir dönem karın içi basıncı artıran hareketlerden, ağır kaldırmadan ve zorlanmalı kabızlıktan kaçınılması istenir.
Lenf kaçağı nedeniyle tedavi görenlerde beslenme önerilerine uyum ayrı bir önem taşır. Kontrollerde hem görüntüleme hem de laboratuvar bulgularıyla iyileşme izlenir; artan nefes darlığı veya yeniden ortaya çıkan şikayetlerde erken başvuru önerilir.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, muayene ve tedavinin yerine geçmez. Şikayetleriniz için lütfen ilgili uzman hekime başvurunuz.
